20 Ağustos 2019 Salı

Salim Dervişoğlu Caddesi kısa süreliğine trafiğe kapanacak

CHP İlçe Başkanı Nihat Değer

Bir eğitimci olarak geçmişte, emek mücadelesi içerisinde bulunduğum dönemlerde Kocaeli Eğitim-Sen Şube Başkanlığı ve KESK Konfederasyonu Merkez Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundum. Kamu emekçileri mücadelesinin ülkemizin sınıf ve demokrasi mücadelesi açısından ne kadar hayati bir öneme sahip olduğuna bizzat tanıklık ettim.

01 Ağustos 2019 Perşembe 16:31
CHP İlçe Başkanı Nihat Değer
BASINA VE KAMUOYUNA
Bir eğitimci olarak geçmişte, emek mücadelesi içerisinde bulunduğum dönemlerde Kocaeli Eğitim-Sen Şube Başkanlığı ve KESK Konfederasyonu Merkez Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundum. Kamu emekçileri mücadelesinin ülkemizin sınıf ve demokrasi mücadelesi açısından ne kadar hayati bir öneme sahip olduğuna bizzat tanıklık ettim.
Zira kamu çalışanları yani halkımızın dili ile memurlar, bu ülkenin, bu devletin tüm kurumlarının üretim ve hizmet sorumluluğunu aldıkları gibi, aynı zamanda verdikleri mücadele ile bu topraklardaki temel ücreti de etkiliyor idiler. Memurların ücretleri dibe sürüklendiğinde, özel sektör emekçilerinin durumu çok daha vahim oluyordu. Bu sebeple kamu çalışanlarının ortalama ücretleri Türkiye’de emekçilerinin sofralarının “çapası” durumunda idi.
Diğer yandan kamu emekçileri, işçiler, memurlar, köylüler, geçici mevsimlik işçiler, mavi ve beyaz yakalılar gibi bu topraklarda alın teri akıtan herkesin bir araya gelmesini sağlayacak bir güce ve iradeye sahipti.
KESK olarak çıktığımız yolda, sonraları sendikaların sayısı arttı ve maalesef sarı sendika olarak tabir edilen sendikalar da, emekçilerin aleyhine ve hak kayıplarına yol açacak vahim hatalar yaptılar. Siyasette, sermaye grubunun sözcüleri neyse, emekçilerde de sarı sendikalar aynı rolü oynuyordu.
Bugün için de bu gerçekler aynen devam etmektedir. Kamuda çalışan 3 milyon emekçinin yanı sıra, kamu emeklisi 3 milyona yakın yurttaşımız, toplamda aileleri ile birlikte 25 milyona yakın bir kitleyi ilgilendiren “toplu sözleşme süreci 1 Ağustos’ta başlıyor.
Maalesef bu sürece gerçek bir toplu sözleşme demek mümkün değil. Çünkü masaya ücret maddesinin dışında bir gündem getiremiyorsunuz, kısaca memurların binlerce birikmiş “özlük hakları” burada konuşulamıyor. İkincisi “hakem heyeti” adı verilen kurulun 11 üyesinin 6’sının hükümet tarafından atanmış olması. Bu durum anlaşmazlık olması halinde (Ki hükümete yakınlığı ile bilinen Memur-Sen Konfederasyonu bugüne dek, hakem heyetine dahi götürmeden tüm teklifleri masada imzalamıştır) son kararı hükümet tarafından verileceğinin net bir kanıtı. Kısaca ortada dönen şey, 25 milyonluk bir halkın sorunlarının çözümü değil, göstermelik bir tiyatro aslında. Hükümet yandaşı Konfederasyon ’da bu oyunun bir parçası aslında.
Bu durumda, gerçek sendikaların da ifade ettiği gibi ;
  • Kamu emekçileri ve emeklileri öncelikle bugüne kadar ellerinden alınanları geri istiyor.
  • Bugüne kadar hep ertelenen, fazlası ile hak ettikleri insanca yaşam, güvenceli iş ve güvenli gelecek için haklarının garanti altına alınmasını istiyor.
 
Bunun çözümü de beş ana başlıktan oluşuyor. Bunları sıralayacak olursak:
  • Halktan Yana Bir Kamu Hizmeti
  • Güvenceli İstihdam, Güvenli Gelecek
  • Demokratik, Adil Bir Çalışma Yaşamı
  • İnsanca Yaşamaya Yetecek Bir Ücret
  • Gerçek Bir Toplu Pazarlık Hakkı
 Bizi CHP olarak,  kendine Müslüman olan, ‘hep bana hep bana’ diyenlerden en başından beri kalın çizgilerle ayıran niteliklerimiz vardır.  Biz işçisinden,  kamu emekçisine,  emeklisinden asgari ücretlisine, küçük esnafından çiftçisine kadar emeği ile yaşam mücadelesi verenleri bir bütün olarak görüyoruz.
Ne yazık ki yıllardır hayata geçirilen ve ülkeyi uçurumun kıyısına sürükleyen neo liberal politikalar görev yaptığımız kamu hizmetleri alanını sadece bizim değil, toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan emekçi sınıfların,  dar gelirli yurttaşların da aleyhine olacak şekilde dönüştürmüştür. Biz her şeyden önce bu dönüşümün yıkıcı etkilerinin, Halktan Yana Bir Kamu Hizmetinin önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz.
OHALin ilanından yaklaşık altı ay sonra kurulan, çalışmalarına ise OHAL ilanından yaklaşık bir yıl sonra başlayabilen ‘OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’ bir oyalama aracına dönüşmüştür.
Komisyon kendisine yapılan başvuruları, başvurucuların hiçbir aşamada ne ile suçlandıklarını bilmeden, aleyhlerine olan delilleri görmeden ve savunma haklarını kullanmalarına olanak tanınmadan neticelendirmeye devam etmektedir. Haklarında soruşturma yürütülen, savcılıklar tarafından takipsizlik ya da mahkemeler tarafından beraat kararı verilen kamu emekçilerinin görevlerine geri dönmeleri önünde herhangi bir yasal engel olmamasına rağmen, başvuruları ret edilmektedir.
Öte yandan maliyeti düşük tutma adına istihdamı parçalı hale getirme politikası tüm kamu hizmetleri alanına yansımıştır. Kamu emekçilerinin sözleşmeli, idari hizmet sözleşmeli, kadro karşılığı sözleşmeli, geçici sözleşmeli, vekil ve ücretli olarak farklı adlar altındaki güvencesiz istihdamı sürmektedir.
Örneğin Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) verilerine göre 150 bin öğretmen açığı vardır.  Ataması yapılmayan öğretmenlerin sayısı ise yarım milyonu bulmuştur. Buna rağmen ders saati karşılığı ücretli öğretmen çalıştırılmasına devam edilmektedir. Ortalama net 1.600 TL gelir karşılığında yani asgari ücretin altında çalışan  ‘ücretli öğretmen’ sayısı 100 bine dayanmıştır. 
Bugün kamu görevine alınmada, görevde yükselmede KPPS ve yazılı sınavlar işlevsiz hale getirilmiş, adayların bilgisini, yeteneğini, mesleki yeterliliğini ölçmeye hizmet etmesi gereken sözlü sınav veya mülakatlar siyasal görüş, mezhep hatta doğum yeri gibi faktörlerin temel alındığı, siyasal iktidar ile farklı çizgide olan, torpili olmayan adayların KPSS puanı, yazılı puanı ne kadar yüksek olursa olsun elenmesinin aracına dönüştürülmüştür.
Böylece torpilin, kayırmanın, siyasal kadrolaşmanın kapsı sonuna kadar açılmış, kariyer ve liyakat ilkeleri tamamen ortadan kaldırılmıştır.
Öte yandan KPSS’yi, sözlü sınavları ya da mülakatları aşan adaylar amacından sapan, sadece adayı değil, yakınlarının da kapsayan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması ile üçüncü bir elemeye tabi tutulmaktadır.
Böylece daha baştan kamuya alınacak olanların siyasal iktidarla aynı çizgide olması, dolayısıyla sendikal tercihini yaparken de siyasal iktidarla sembiyotik bir ilişki içinde olan konfederasyona bağlı sendikalara üye olmasının yolu açılmaktadır.
Diğer taraftan sendikal ayrımcılık, özellikle kadın kamu emekçilerine yönelik ayrımcılık ve mobbing sistemli bir hale gelmiştir. Siyasal iktidara yakınlığı ile bilinen konfederasyona bağlı sendikaların tüm faaliyetlerine katılanlar, her türlü desteği sunmaktan geri durmayanlar gerçek sendikaların faaliyetlerine köstek olmaya devam etmektedir. Tüm kamuyu saran bu haksızlıkların,  hukuksuzlukların ortadan kaldırılması ancak Demokratik, Adil Bir Çalışma Yaşamının tesis edilmesi ile mümkündür.
 Bu nedenle CHP olarak Demokratik, Adil Bir Çalışma Yaşamı İçin,
  • İşe almada ve görevde yükselmede-ünvan değişikliğinde kariyer ve liyakatin esas alınmasını,
  • Torpilin ve kayırmanın kapısını ardına kadar açan mülakatın, güvenlik soruşturması arşiv kaydı araştırmasının kaldırılmasını,
  • Sendikal hak ve özgürlüklerin önünün açılmasını, sendikal ayrımcılığa son verilmesini
  • Kadın kamu emekçilerine; çalışma yaşamında uygulanan ayrımcılığın, mobbingin son bulmasını,
 
Ülkeyi yönetenlerden en çok duyduğumuz sözlerden birisi “işçiyi, memuru enflasyona ezdirmedik” sözüdür. Ancak bu sözde ifade edilen enflasyon TÜİK tarafından açıklanan, çarpık hesaplamalara dayalı resmi enflasyondur. Oysa işçiyi, kamu emekçisini, emekli ezen TÜİK’in resmi rakamları değil, sokakta, pazarda, mutfakta yaşanan hayatın gerçek, gayri resmi enflasyonudur.
TÜİK hane halkı anketlerini kiminle yapıyor bilmiyoruz. Ama halkının en az %20’si açlık sınırı altında, %60’ı yoksulluk sınırı altında olan bir ülkede açıklanan resmi enflasyon rakamlarının bir karşılığı olmadığını biliyoruz.
Öte yandan bizler yıllardır TÜİK’in çarpık enflasyon rakamlarına mahkum edilmemize rağmen ne yazık ki medyanın büyük bir bölümünün maaşlarımız, aldığımız zamlar konusunda kamuoyuna yanlış bilgi verdiğine şahit oluyoruz.
Kamu emekçilerinin maaşlarındaki erimeyi en düşük maaş alan kamu emekçisinin maaşından izlersek;
  • Geçtiğimiz dönemin toplu sözleşme tekliflerinin verildiği 2017 Haziran’dan 2019 Haziranına kadar enflasyon %33,5 artmıştır.
  • 2017 Temmuz itibari ile 2 bin 266 TL olan en düşük kamu emekçisi maaşı 2019 Temmuz itibari ile ne kadar perdelenmeye çalışılsa da yaşanan yüksek enflasyonun maaşlara yansıtılması ile 3 bin 55 TL’ye çıkmıştır.
  • En düşük kamu emekçisi maaşında iki yılda yaşanan 789 TL artış yaşanmıştır. Söz konusu artışın oransal karşılığı yüzde %34,8 artışa denk gelmektedir.
Ancak yüksek enflasyon oranları sonucunda yaşanan bu önemli artışa rağmen kamu emekçisinin maaşı döviz ve altın karşısında ciddi bir erime yaşamıştır.
  • Buna göre 2017 Temmuz itibari ile ortalama 3,56 TL olan dolar kuru 2019 Temmuz itibari ile 5,67 TL’ye çıkmıştır. Bu durumda 2017 itibari ile en düşük maaşı alan kamu emekçisinin maaşı 637 dolara eşitken, bugün itibari ile yani 2019 Temmuz itibari ile 539 dolara düşmüştür. Yani en düşük maaşı alan kamu emekçisinin maaşı iki yılda dolar cinsinden %15,4 değer kaybederek 98 dolar azalmıştır.
  • 15 Temmuz 2017 tarihinde maaşını alan, en düşük maaşlı kamu emekçisi bunun tamamına 9.81 adet çeyrek altın ya da 16,2 adet gram altın alabiliyorken, 15 Temmuz 2019 tarihinde maaşının tamamı ile 7,09 çeyrek altın ya da 11,72 adet gram altın alabilmektedir. Yani en düşük maaş ile alınan çeyrek altın sayısı iki yılda 2,72 adet, gram altın sayısı ise iki yılda 4,48 adet azalmıştır.
32 yıldır açlık ve konfederasyon rakamları açıklayan, bu konuda tüm kamuoyunda kabul gören Türk İş’in açlık yoksulluk sınırı araştırmalarına göre:
2017 Haziran itibari ile 4 kişilik bir aile için 4.913 T olan yoksulluk sınırı Haziran 2019 itibari ile 6.733 TL’ye çıkmıştır. Yani yoksulluk sınırı iki yıl içinde rakamsal olarak 1.820 TL, oransal olarak %37 artmıştır.
Gerçek, evrensel bir toplu pazarlıkla uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan mevcut toplu sözleşme sisteminde yaşanılan sorunların çözülmesinin zor olduğu açıktır.    Bu anti demokratik bu sistemde varlığını siyasal iktidara borçlu olanların 5 milyon kamu emekçisi ve emeklisi adına tek yetkili hale getirilmesi ile sorunlar daha da ağırlaşmıştır. Bugün için en düşük kamu emekçisinin alması gereken ücret için yoksulluk sınırı, alt limit olarak belirlenmeli, eşi çalışmayan ve iki çocuğu olan bir memurda en az 5700 TL ücret almalı, yılda iki kez brüt maaş tutarında ikramiyeler memurlara ödenmelidir.3600 Ek gösterge tüm kamu çalışanlarına istisnasız verilmeli, vergi dilimlerinde adalet sağlanmalı, taban aylığı ve kazanılmış tüm gelirler emekli maaşının hesaplanmasında dikkate alınmalıdır.
Bu sebeple, 25 milyonluk bir kitleyi direkt ilgilendiren bu toplu sözleşme düzeni acilen değiştirilmeli ;
  • Beş milyon kamu emekçisinin ve kamu emeklisinin ortak ekonomik, sosyal, demokratik, özlük ve mesleki hak ve çıkarlarını temel alan,
  • İktidarın hem işveren olarak tarafı hem hakemi olmadığı,
  • Her sendikanın, konfederasyonun kendi üyeleri adına masaya oturabildiği,
  • Kadın kamu emekçilerinin kendi talepleri ile masada temsil edildiği,
  • Başta ILO sözleşmeleri olmak üzere uluslararası sözleşmelerle, evrensel sendikal hak ve özgürlüklerle uyumlu,
  • Grev hakkı ile tamamlanmış gerçek bir toplu sözleşme, olarak tekrar hayata geçirilmelidir.
Bugün emekli bir kamu eğitim emekçisi ve aynı zamanda açık siyaset alanında mücadele veren birisi olarak ; tüm emekçilere ve halkımıza sözlerimi;
 İnsanca Yaşam, Güvenceli İş Ve Güvenli Gelecek” için mücadele etmekten başka çaremiz yok diyerek sonlandırıyorum. Mücadele edenler her zaman kazanamazlar ancak; kazananlar daima mücadele edenlerdir.
 
     TÜM KAMUOYUNA SAYGILARIMLA
               NİHAT DEĞER
  
                    CHP Derince İlçe Başkanı
  

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • DERİNCE EKSPRES | Derince ve Körfez'in Sesi 20 Ağustos 2019 Manşeti
    ARŞİV