22 Temmuz 2017 Cumartesi

Kaymakam Can: Halkın sevgisi korumadan daha önemli

Halkın arasında rahatça korumasız neden gezdiğini sorduğumuz Körfez Kaymakamı Dr. Hasan Hüseyin Can, “Kaymakama isteyen istediği zaman ulaşabilmeli, istediği meseleyi onunla değerlendirebilmeli, dolayısıyla ben halkın sevgisinin, ilgisinin, ulaşmasının, korumadan daha önemli olduğu kanaatindeyim” dedi

31 Ağustos 2015 Pazartesi 15:16
 Kaymakam Can: Halkın sevgisi korumadan daha önemli
banner275

 

Röportaj: Ümit RENDE

Kendisi 11 ay önce en önemli ilçelerden olan sanayi kenti Körfez İlçesine Kaymakam olarak atandı.

Herkes nasıl bir kaymakam olacağını merak ediyordu.

O tüm tabuları yıktı ve farklı bir bürokrat olduğunu ilk günden itibaren gösterdi.

En önemli özelliği ise insani ilişkilerinin çok iyi olması oldu.

İlçenin idari mülki amiri olmasına rağmen normal bir vatandaşmış gibi rahatlıkla her yerde korumasız dolaşarak, herkese kapısını sonuna kadar açarak insanların gönlünde taht kurdu.

Dr. Hasan Hüseyin Can gazetemizin bu hafta ki konuğu oldu.

Oldukça sıcak kanlı bir kişiliğe sahip olan Kaymakam Can, tüm sorularımızı açık yüreklilikle cevaplayarak kendisi hakkında bilinmeyenleri gazetemiz aracılıyla paylaştı.

Okuyunca keyif duyacağınız bu röportajı sizlerin huzuruna sunuyoruz…

 

KÖRFEZ İLÇENİN İLK KURULUŞUNDA VARDIM

-Sayın Kaymakamın yaklaşık bir yıldan beri Körfez Kaymakamı olarak görev yapıyorsunuz. İlçenin idari mülki amiri olarak bize Körfez’in sorunlarından bahseder misiniz?

Ben Körfez ilçesine geleli 11 ay oldu. Körfez’in ilçe olduğu resmi açılışında 1988 yılında ilk defa gelmiştim. Ben o zaman Körfez’in ilk kurucu kaymakamı olan Alaaddin Yüksel’in yanında kaymakamlık stajı yapıyordum. O kaymakamlık stajının bir parçası olarak kendisi de buranın kaymakamı olarak atanınca yeni bir ilçenin nasıl kurulacağı hususunda tecrübelerini paylaşmak için beni de davet etmişti. Dolayısıyla ben ilçenin ilk kuruluşunda vardım ve 28 yıl sonra da yine buradayız. Böyle bir hatıram var Körfez ile. Öncelikle bunu paylaşmak istedim. O günden bu güne hep buradan geçerken hep Körfez nostaljik olarak bana ayrı bir duygu verirdi, ilk açılışına geldiğim için. Şimdi de kısmet oldu geçtiğimiz yıl geldik burada göreve başladık. Tabi Körfez ülkemizin önemli bir ilçesi. Sebebine gelince çok önemli sanayi kuruluşları var. Dolayısıyla Körfez’de sanayinin emniyeti, güvenliği bütün ülkeyi ilgilendirir. Bu yönüyle Körfez üzerinde dikkatle durulması ve değerlendirilmesi gereken ilçelerimizden birisi. Tabi Körfez bir geçiş güzergahı ülkemizin büyük metropolü olan İstanbul’a yakın. İstanbul’dan giden D-100 karayolu olsun, raylı ulaşım sistemi olsun, havaalanlarına yakınlığı olsun bu yönüyle de bilinen bir ilçe. Bütün bunları bir tarafa koyduğumuzda Körfez’in önemli bir sorunları nedir dediğinizde; bir kere ulaşımın, trafiğin koordine edilmesi lazım. Burada ne demek istiyorum; Körfez’de gerekten önemli limanlar var. Büyük depolama alanları var. Sanayi ve enerji depolaması. Lojistik önemli bir sektör. Dolayısıyla lojistik sektörün ihtiyaçlarını temin bakımından bunun sağlıklı bir şekilde idaresi bakımından araç, park sorunlarının tır parkı sorunlarının ulaşım ağlarıyla entegrasyonun sağlıklı olarak kurulmasının sağlanması büyük önem arz ediyor. Özellikle yakında faaliyete girecek olan Dubai Limanı’nın oluşturacağı lojistik yükü dikkate alırsak Körfez’de istikbalde demek ki bizi bekleyen önemli meselelerden birisi. Bununla bağlantılı olarak vatandaştan ara sıra bize sıkıntı geliyor. Deniyor ki mahalle içerisinde usulsüz parklar var, araç trafiğinde sıkıntılarımız var gibi. Bu da demek ki ilçemizde özellikle tır parkı oluşturulması, bu trafiğin idare edilmesinin önemini ortaya koyuyor. Bu da bir sorun olarak karşımızda duruyor. Tabi yerleşimin ve sanayinin iç içe olduğu bir yer bizim ilçemiz. Zaman içerisinde ortaya çıkacak planlamalar ve imkanlar çerçevesinde ilçenin sanayi ile yerleşimin mümkün olduğu kadar birbirinden ayrıştırılması bir sorun olarak karşımıza çıkabilir. Buna da hazırlıklı olmamız lazım. Dolayısıyla bunları planladığımızda ve iyi idare ettiğimizde, Körfez öyle ümit ediyorum ki ülkenin çok önemli merkezlerinden, çok önemli destinasyonlarından birisi olacaktır.

ASAYİŞ YÖNÜNDEN ÇOK BÜYÜK SIKINTI YOK

-İlçede asayiş, güvenlik sıkıntısı var mı?

Asayiş ve güvenlik açısından iyi bir durumda olduğumuzu belirtmek lazım. Ülkemizin muhtelif vilayetlerinden gelen insanlar buraya yerleşmiş. Ama bunların arasındaki koşuluk ilişkileri, insani ilişkiler, bunların sanayi de absorbe edilmesi iş güç sahibi olmaları bunlar arasında bir olumsuzluk ve asayiş sorunu çıkartmamış. Bu Körfez’in şanslı yönlerinden birisi. Sanayiyle barışık, iş güç sahibi olan insanların kendi alanlarıyla uğraşması dolayısıyla güvenliğe ilişkin olarak bir sıkıntı ortaya koymamaları bizi sevindiriyor. Dolayısıyla bizim güvenlik yönünden acil olarak bir riskimiz olmadığını değerlendiriyoruz. Bu bizim güvenliğe verdiğimiz önemden de kaynaklı ona da ayrıca dikkat ediyoruz. Ama aktif, sıkıntılı ve akut bir güvenlik sorunumuz da yok. O yönüyle de ben Körfez’deki hemşerilerimize teşekkür ediyorum.

-Sayın Kaymakamım doktorluk unvanınız nerden geliyor?

Doktorluk unvanım, kaymakamlık yaparken aynı zamanda yönetim alanında uzmanlaşmayı arzu ettim ve su yönetimi alanında, Türkiye’deki su kaynakları ve bunların idaresi hususunda bir doktora yaptım. Daha önce de köy yönetimleri konusunda bir mastır yapmıştım. Dolayısıyla kamu yönetimi alanında benim uzmanlığım. Ve Türkiye’nin su kaynakları ve sınırı aşan sular da benim özel bir ilgi alanıma girdi. Doktoramı kamu yönetiminde yaptım. Özellikle ve münhasıran sınırı aşan sular ve Türkiye’deki su yönetimi olarak ilgi alanıma girdi.

KAYMAKAMA İSTEYEN HERKES ULAŞABİLMELİ

-Sayın kaymakamın sürekli halkın içinde olan, korumasız bir şekilde gezmesini seven bir yapıya sahipsiniz. Daha önceki görev yerlerinizde de böyle miydiniz?

Ben kaymakamın bulunduğu yerde halkla arasına mesafe koymasını, duvar koymasını, ulaşılmaz olmasını sevmem ve arzu etmem. Kaymakama isteyen istediği zaman ulaşabilmeli, istediği meseleyi onunla değerlendirebilmeli, dolayısıyla ben halkın sevgisinin, ilgisinin, ulaşmasının, korumadan daha önemli olduğu kanaatindeyim. Dolayısıyla ben bulunduğum yerlerde genelde halk ile iç içe olmayı tercih ettim bugüne kadar. Körfez’e de bu hususta farklı davranmayı düşünmüyoruz. Biz halkla beraber olduğumuz sürece görevimizi layıkıyla yaptığımıza inanıyoruz. Dolayısıyla bu benim böyle bir tercihimdir. Bugüne kadar bulunduğum ilçelere bu şekilde hareket ettim.

-Peki makamınıza gelen her vatandaş size rahatlıkla ulaşabiliyor mu?

Biz burada olduğumuz sürece vatandaşın bize ulaşması lazım. Bizimle hasbi yal etmesi lazım. Bize derdini anlatması lazım. Biz tek tek burada 150 bin kişinin yaşadığı bir ilçeden konuşuyoruz. Bizim insanlara teker teker ulaşmamız mümkün değil. Ama mutlaka bizim değerlendirmemiz gereken bir sorunla gelen vatandaş varsa bize ulaşması önemli. Onun için biz burada mümkün olduğu kadar halkımızın buraya ulaşmasını, dertlerini burada dile getirmesini, burada devletin kapısının kendisine açık olduğunu hissetmelerini sağlıyoruz. Bu bizim açımızdan önemli.

5 KİTAP YAZDIM, 60 MAKALEM VAR

-Sizin kendinize ait yazmış olduğunuz kitaplar varmış. Bize bunlardan bahseder misiniz?

Ben Haymana Kaymakamlığından, İç İşleri Bakanlığına Mahalli İdare Genel Müdürlüğüne Daire Başkanı olarak geçtim. Oraya Daire Başkanı olarak geçince de özellikle belediyeler ve il özel idareleriyle ilgili çok yoğun bir çalışma içerisinde kendimi buldum. Bu kapsamda Türkiye’de Mahalli İdare yasaları yenileniyordu, eski yasalar yürürlükten kaldırılıyor ve yeni yasalar yürürlüğe giriyordu. O komisyonlarda görev alınca, bu görevin doğal gereği olarak Mahalli İdare Sistemi üzerine eğilme ihtiyacı duydum. Şartlarda bir anlamda beni buna zorladı. Dolayısıyla ben Mahalli İdare Sistemin üzerine, Türkiye’deki belediyeciliğin ve il özel idare sisteminin ve köy yönetimlerinin işleyişi konusunda yayınlar ürettim. Bu yayınlar önce Syn. Abdulkadir Aksu (İç İşleri Bakanı) kendileri böyle bir kitap yazmamı istedi. İlk kitabımı o şekilde yazdım. Belediye Başkanlarına ve Meclis Üyelerine Temel Bilgiler diye. Sonra Türkiye Belediyeler Birliği yine bir ihtiyaç oldu ve kitap yazmamı istedi. Onların isteği üzerine kitap yazdım. Ve bu benim ilgi alanım olunca ister istemez o konuda yayın üretmek durumunda kalıyorsunuz. Dolayısıyla Belediye Başkanları ve Meclis Üyelerine Temel Bilgiler, Türk Mahalli İdarelerinin Mahalli Yapısı, Uygulamada Belediye Kanunları gibi kitaplar ve 40- 50 tane de makale… Bu arada üniversiteler benim yayınlarımı görünce davet ettiler. Ben 15-20 tane de üniversitede de seminer verdim. Sempozyumlara gittim. Bu arada tabi Milli Güvenlik Akademisi benim ders anlatmamı istedi. Ben 6 yıl sürede de Milli Güvenlik Akademisi’nde üst düzey kamu görevlerinde Türkiye’nin Mahalli Yapısı üzerine ders anlattım. Ben kendimi bu tür eğitim faaliyetleri içerisinde buldum.

-Peki kaç kitabınız var?

5 tane kitabım, 60 civarında makalem ve 10 civarı da üniversitelerde sunulan ayrıca bildiri kitabım var. Dolayısıyla bu alanda bir 3 yıl daha Süleyman Demirel Üniversitesi Isparta’da ders anlatma var. Uluborlu Meslek Yüksek Okulu ve Senirkent Meslek Yüksek okulunda. Dolayısıyla kaymakamlığın yanında böyle bir sektörle de ilgilendik.

FUTBOLU OYNAMAM AMA…

-Spor ile aranız nasıl, takım tutar mısınız? İlçenin en önemli spor organizasyonu olan Altın Kiraz Turnuvası’nda kupa verdiğinizi gördük. Spora bakış açınız nasıl?

Milli takımı tutarım. Milli takımın maçlarını izlerim. Futbolla oyuncu olarak çok yakın bir ilişkim yoktur. Ancak ben futbolla bütün spor hadiselerinin toplumun bir arada barış içerisinde yaşamasını ve insanların gelişip kaynaşmasının, dostluklarının gelişmesinin bir aracı olduğuna inandığım için bütün spor olaylarında destekçi olarak, iyi bir seyirci olarak bulunurum. Dediğim gibi çok aktif bir oyuncu vs. gibi özelliklerim yok. Ve Milli Takım maçlarını kaçırmadan seyretmeye çalışırız. Bizim ilçemizde Alparslan Türkeş Stadı’nda yapılan maçlara gider, onları da ayrıca izleriz. Tabi Kiraz Turnuvası bizim ilçemizin bir sosyal faaliyeti olması itibariyle de bütün evrelerinde yer almaya çalıştık. Özellikle vatandaşlarımızın bir arada bulunduğu platform olduğu için orada da bulunarak görevimizi yaptık.

-Biraz da sizi yakinen tanımak istiyoruz. Hasan Hüseyin Can neleri sever, neleri sevmez, nelerden hoşlanır nelerden hoşlanmaz. Bize biraz kendisini anlatır mısınız efendim?

Ben baştan da ifade ettiğim gibi öncelikle sosyal ilişkilerin geliştirilmesi, eğitim hayatının içerisinde yer almak çok arzuladığım bir şey. Dolayısıyla kitaplar, kütüphaneler, eğitim hizmetleri özellikle benim ilgimi çeker. Yani bizim sokaktaki insanlarımız nelerden hoşlanıyorsa ben de onlardan hoşlanırım. Özellikle hoşlanmadığım bir şey var mıdır diye pek düşünmedim. Genelde insanlarla bir arada olmak, insanlarla içli dışlı olmak, insanlar neyi paylaşıyor, neyi konuşuyor, neyi değerlendiriyor, onlardan haberdar olmak. Yani sevdiğim şeyi özellikle bu insanlarla beraber olmak, okuyanla yazanla beraber olmak, çalışanla beraber olmak, üretenle beraber olmak, ancak ülkenin bu birlikteliği bu noktalarda yoğunlaşmayı sağladığı zaman daha güzel yerlerde olacağımıza inanıyorum. Onlara önem veriyorum. Onlarla birlikte olmaya çalışıyorum. Çalışan insanın, üreten insanın doğru ve dürüst insanın bu ülkeye her zaman yararlı ve faydalı olacağına inanıyorum. Dolayısıyla hani Yunus Emre demiş; sev seni seveni Halik ile yeksan ise de, sevme seni sevmeyeni Mısır’a sultan ise de. Biz herkesi seviyoruz. Herkesten de anlayış bekliyoruz.

banner258

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    e-gazete
    • DERİNCE EKSPRES | Derince ve Körfez'in Sesi - 22 Temmuz 2017 Manşeti
    ARŞİV
    banner253